tiffanyde kahvaltı - truman capote

Download Tiffanyde Kahvaltı - Truman Capote

Post on 15-Sep-2015

42 views

Category:

Documents

12 download

Embed Size (px)

DESCRIPTION

tiffanyde kahvaltı

TRANSCRIPT

  • o^eppcfcepHote

  • * S E L YAYINCILIK PiyeHoo Cad. 1 1 / 3 emberlta - stanbul Tel. (0212)516 96 85

    http^/www selyayincilik. com E-mail: halklailiskiler@selyayincilik.com

    SATI - DAITIM.ataleme Sokak. No: 19. Giri KatCagaloflu - stanbulE-mail: siparis@selyayincilik.comTel. (0 2 12) 522 96 72 Faks: (0 2 12) 5 16 97 26

    *S E L YAYINCILIK. 273 ISBN 978-975-570-279-7

    TFFANYDE KAHVALTITruman CapoteRoman

    Trkest Meral AJaku

    zgn A&.Breakfast at Tifcny's

    Truman Capote. 1958 Random House Publishing Group ve Anatolialit Telif Haklar Ajans Araclyla Sel Yaynclk, 2008, 2013

    Genel Yap Ynetmene rfan Sana Edtr Aye Ece Kapak tasonmr Sava eki Teknk haarik Gby Tun

    Bina Baskc Ocak 2008 pro B o k Ocak 201-4

    Bask ve ite Yaylack Matbaas F*oh Sanayi Sitesi. 12/197-203 Topkap-lstanbul, 567 80 03

    Sertifika No: 11931

  • Truman Capote

    Tiffanyde Kahvalt

    Trkesi: Meral Alaku

  • Gemite yaadm semtler ve evler beni hep kendilerine eker. rnein, East Seventies'de cephesi krmz tulayla kapl bir apartman vardr. Savan ilk yllarnda New York'ta oturduum ilk daire bu apartmandayd. Tek odal dairem, tavan aras eyalaryla denmiti; kanepe ve kabark minderli iskemleler, scak yaz gnlerindeki tren yolculuklarn hatrlatan krmz renkli, kant veren kadife bir kumala kaplyd. Duvarlar aldand, sarmtrak bir ttn rengine boyanmt. Her yerde, banyoda bile, yllar iinde kahverengi izgilerle lekelenmi kaln stunlar vard. Dairenin tek penceresi yangn merdivenine bakyordu. Tm bu zelliklerine ramen, cebimdeki anahtara her dokunduumda ruhum cokuyla dolard. Kasvetli bir havas vard kukusuz, ancak yine de oras benim ilk evimdi. Kitaplarm oradayd, ularnn almasn bekleyen bir kavanoz dolusu kalem ve hayal ettiim gibi bir yazar olmak iin gerekli grdm her ey oradayd.

    O gnlerde, Holly Golightly zerine bir eyler yazmak hi aklma gelmemiti. imdi bile gelmezdi

    5

  • ama, Joe Bell ile yaptm bir konuma, onunla ilgili btn anlarm yeniden canlandrd.

    Holly Golightly, krmz tula binadaki kiraclardan biriydi, benim dairemin tam altndaki dairede oturuyordu. Joe Bell'e gelince, o da Lexington Avenue'nn kesindeki bar iletmekteydi, hl da bu ie devam ediyor. Hem Holly, hem de ben, gnde alt yedi kez buraya giderdik. Her zaman iki imeye deil, kimi zaman da telefon etmeye. Sava yllarnda eve telefon balatmak ok gt. stelik Joe Bell bakalanna gelen telefonlara cevap verip mesajlar almakta ok baarlyd; Holly iin hi de kmsenemeyecek bir iyilikti bu, nk ona pek ok mesaj braklrd.

    Btn bunlar ok uzun bir zaman nce yaand; Joe Bell'i grmeyeli yllar gemiti, ta ki geen haftaya kadar. Arada bir haberlemitik, o semtten geerken de Joe'nun barna uradm olmutu. Aslmda Joe ile ben hibir zaman ok yakn arkada olmamtk; ama nemli bir ortak zelliimiz vard: kimiz de Holly'nin arkadaydk. Joe Bell geinil- mesi zor bir insandr, kendisi bunu bekrlna ve midesinin sk sk bozulmasna balar. Onu tamyan herkes Joe ile sohbet etmenin ok g olduunu syler. Eer Joe'nun saplantlarm siz de benimsemiyorsanz onunla konumamz mmkn deildir. Bu saplantlardan biri, Holly Golightly'dir. tekiler

    6

  • ise unlardr: buz hokeyi, av kpekleri, Our Gal Sunday (on be yldr dinledii bir radyo piyesi), Gilbert ve Sullivan bunlardan birinin, hangisi olduunu hatrlamyorum ama, akrabas olduunu iddia eder.

    Geen Sal akamst, telefon alp da, "Ben Joe Bell" diyen sesini duyduumda konumann Holly ile ilgili olacan kestirmitim. Joe bunu aka dile getirmedi. Yalnzca "Hemen buraya gelebilir misin? ok nemli!" dedi. Bouk sesinde bir heyecan tms vard.

    iddetli bir Ekim yamurunun altnda taksiye bindim; yolda, Holly'nin orada olabileceini, onu yeniden grebileceimi bile dndm.

    erde bar sahibinden baka kimse yoktu. Joe Bell'in bar, Lexington Avenue'deki teki barlarla karlatrldnda sessizdir. Burada ne televizyon, ne de neon klar vardr. ki eski ayna caddenin grntsn yanstr. Barn arkasndaki duvarda gze arpan oyuk, her zaman taze ieklerle dolu bir vazoya ev sahiplii yapar, etraf da nl hokey oyuncularnn fotoraflaryla evrilidir. Joe Bell, vazodaki iekleri bir ev kadn titizliiyle dzenler. O gn ieriye girdiimde de tam olarak bunu yapyordu.

    Vazoya bir kl iei yerletirirken "Tabii," diye sylendi, "tabii, seni buraya ne diyeceini duymak iin ardm. Tuhaf bir ey. ok tuhaf bir ey oldu."

  • "Hollv'den haber mi aldn?''Sanki ne cevap vereceini bilemiyormu gibi

    ieklerden birinin yapran okamaya balad. Joe'nun biimli kafasn kaln telli, beyaz salar ssler; kemikli ve eri yz, ondan daha uzun boylu birine daha ok yakrd. Srekli gnein altndaym gibi koyu bir ten rengi vard. Yz kzard. "Dorusunu istersen, kendisinden haber aldm diyemem. Demek istiyorum ki, bilmiyorum. te bu yzden senin ne diyeceini merak ediyorum. Bir dakika dur da, sana bir iki hazrlayaym. Yeni bir ey. Bunun ad Beyaz Melek," diyerek yarm lek votka ve yanm lek cini vermut eklemeden kartrd. Ben ikimi yudumlarken Joe Bell de elindeki nane ekerini emerek ayakta duruyor, kafasnda bana syleyeceklerini kuruyordu. Sonra: "Bay I. Y. Yunioshi diye birini hatrlyor musun? Japon adam vard ya, onu hatrlyor musun?" dedi.

    Bay Yunioshi'yi ok iyi hatrlayarak, "Kaliforniya' dan gelen adam", dedim. Bay Yunioshi, sinema dergilerinden birinde fotorafdr; ben onu tandm zaman, krmz tula binann en st katnda oturuyordu.

    "Kafam kantrp durma, tek sormak istediim, bu dediim adam tamyor musun? Tamam! Dn gece vals yapa yapa buraya gelen kimdi dersin? Bizim Bay Yunioshi'nin ta kendisi. Neredeyse iki yl

    8

  • dr grmemitim onu. Bil bakalm bu iki yl boyunca neredeymi?"

    "Afrika'da."Joe Bell nane ekerini emmeyi brakt, gzleri k

    ld. "Sen nereden biliyorsun bunu?""VVinchell'de okudum." Gerekten de okumu

    tum.Kasay dmesine basarak at, iinden kahve

    rengi bir zarf kard. "Peki yleyse, VVinchell'de bunu da grdn m, syle bakalm."

    Zarfn iinde, birbirinin hemen hemen ayn olan, ancak deiik alardan ekilmi fotoraf vard. Patiskadan dikilmi bir etek giymi, ince uzun boylu bir zenci, yznde utanga fakat gururlu bir glmsemeyle, elindeki tuhaf tahta heykeli gsteriyordu: Oyma ii uzun bir ba, bir kz ba; salar ipek gibi parlak ve gen bir erkeinki gibi ksa, boyna doru incelen yzndeki parlak gzleri ise ok iri ve ekik, geni ve abartl izilmi az palyaolarn byk azlarn andryor. lk bakta bu, ok ilkel bir tahta oyma iine benziyordu, ama daha dikkatli baknca hi de yle deildi. Bu heykel, Holly Golightly'nin tpatp bir kopyasyd. Hareket etmeyen, siyah bir ey ona ne denli benzeyebilirse.

    Joe benim aknlmdan duyduu honutluk iinde: "imdi buna ne diyorsun?" dedi.

    "Ona benziyor."

  • "Dinle, beni" diye elini serte tezgha vurdu, "bu O'dur. u an ben senin karnda nasl duruyorsam o da ite bizim karmzda byle duruyor. Kk Japon da onu grr grmez Holly olduunu anlam."

    "Onu mu grm? Afrika'da?"Fotoraflardan birinin arkasn evirerek, "Yok,

    aslnda yalmzca heykeli grm. Fakat bu ayn ey demektir. Al, gerekleri kendin oku!" dedi. Fotorafn arkasnda unlar yazlyd: Oyma tahta ileri, S Kabilesi, Tococul, Dou Anglia, Noel, 1956.

    "Japon anlatt bana her eyi," dedi; yk uydu: Noel gn Bay Yunioshi elinde fotoraf makinesiyle Tococul'da dolayormu. Kimsenin varlndan bile haberdar olmad bir kym oras. Bahelerinde maymunlara, atlarnda da ahinlere ev sahiplii yapan toprak kulbelerden baka bir ey yokmu. Oradan aynlmaya karar verdii srada, bir kapnn nnde bada kurmu, elindeki bastona maymun suratlarndan oymalar yapan zenciyi grm. Bay Yonioshi'nin houna gitmi bastondaki oyma maymun suratlar, adamn yapt teki oymalar grmek istemi. Bunun zerine zenci ona kzn bamn oyma heykelini gstermi. Joe Bell'e dediine gre, Bay Yunioshi, rya grdn dnm o an. Heykeli satn almak istediinde, zenci eliyle ap arasn kapayarak (bu, kiinin elini kalbine gtrmesiyle eanlaml, ince bir hareket olmal), "hayr" demi.

    10

  • Yarm kilo tuz ile on dolar, bir kol saati, bir kilo tuz ve yirmi dolardan hibiri adam kararndan caydrmam. Bay Yunioshi, bu oyma ban nasl yapldm renmek iin elinden gelen her eyi yapmaya kararlym. Zenci, tuz ve kol saati karlnda yar Afrika dili, yar ngilizce ve bir para da el iaretleriyle olay anlatm. O yln ilkbaharnda, allarn arasndan, atla dolaan beyaz km. Gen bir kadnla iki adam. Gzleri yksek ateten kpkrmz olmu bu iki adam, souktan titredikleri uzaklardaki bir kulbeye birka hafta boyunca kapatlmlar. Tahta oymacsn beenen gen kadn ise bu sre boyunca onun yatan paylam.

    Joe Bell, hafif bir tiksintiyle, "Olayn bu ksmna inanmyorum," dedi. "Biliyorum, o ok farklyd, ama bunu yapacak kadar ileri gideceini sanmyorum."

    "Evet, sonra?""Sonra hi!" diyerek omuzlarm silkti, "gnn bi

    rinde atma binmi ve geldii gibi gitmi.""Yalnz m, yoksa iki adamla birlikte mi?"Joe Bell gzn krpt. "ki adamla birlikte, san

    rm. Japon, lkenin altm stne getirip her yerde kz sormu. Fakat hi kimse onu grmemi." Joe Bell, benim duyduum hayal krklnn kendisini de sardm hissetti yavaa ve buna teslim olmay reddetti. "Kabul etmek gereken bir ey var ki, o da

    11

  • yllardr..." parmaklarn sayd tek tek, yetmedi "ondan aldm tek doru haber bu. Btn umudum, umudum onun sonunda zengin olmasdr. Olmutur herhalde. Afrika'da yle dolaabilmek iin zengin olmak gerek."

    Sylediime kendimde inanarak, "Belki de Afrika'ya admm bile atmad," dedim. Fakat yine de onu orada dolarken hayal edebiliyordum, tam da onun gidecei trden bir yerdi. Sonra oyma ba heykel vard ortada. Fotoraflara tekrar baktm.

    "Madem o kadar ok biliyorsun syle bakalm, o imdi nerede olabilir?"

    "lm. Ya da bir akl hastanesinde. Ya da evlenmi. Samnm evlenip durulmutur. Belki de bu ehirde yayordur."

    Bir dakika dnd. Bam sallayarak, "H ayr," dedi. "Dediin mmkn deil. Eer bu ehirde olsayd, onu mutlaka grrdm. Benim gibi yrmeyi seven, on on iki yldr sokaklar arnlayp duran bir adam dn; btn bu yllar boyunca da adamn gzleri tek bir kiiyi aryor ve onu hibir zaman bulamyor. Bu gerek, onun bu ehirde olmadn k